milliyetYaz aylarının bunaltıcı sıcaklarında bizleri serinleten, kış aylarının dondurucu soğuğunu sıcak bir ortama dönüştüren klimalar, evlerin ve işyerlerinin vazgeçilmezleri oldu. Ancak, klimaların bilinçli kullanıcıları olmazsak, sağlık açısından birçok olumsuzluklarla karşı karşıya kalacağımızı da unutmamak gerekir.

Klimalar havayı ısıtır, soğutur; ama diğer taraftan da kurutur, havanın nemini alırlar. Aşırı soğuğun etkisinde uzun süre kalmak, kas tutulmaları başta olmak üzere, çeşitli eklem hastalıklarına yol açabilir. Özellikle çok sıcak havalarda, dışarıdan içeri girip hemen klima altında serinlemek, sağlık açısından olumsuz sonuçlara sebep olabilir.

Özellikle burun başta olmak üzere üst solunum yolları mukozası, kuru havayla temasa geçince, bundan çok etkilenir. Sinüsler tıkanır, östaki borusuna hava gitmez ve kulak etkilenir, bu nedenle boğazımız kurur, kulağımız tıkanır. Devamında sinüzit, orta kulak iltihabı, farenjit ve bademcik enfeksiyonlarına yol açabilir. Alt solunum yollarının etkilenmesi de zatürreye neden olabilir.

Klimalardaki polen filtrelerinin düzenli değiştirilmemesi sonucu, filtre üzerine yerleşen virüsler, üst solunum yoluyla, klimalı mekan içindeki kişilerde grip, nezle, sinüzit, farenjit, zatürre ve bronşit gibi birçok hastalığa davetiye çıkarabilir, alerjik nezle ve astımı tetikleyebilir.
Klimalı ortamlarda sigara içilmesi, bu ortamlarda nem miktarının az olması nedeniyle bağışıklık sistemini zayıflatıp daha kolay kronik akciğer hastalığı oluşturma riskini artıran olumsuz bir unsur olarak görülmektedir.

Son yapılan araştırmalara göre, yanlış klima kullanımları, şişmanlığa da neden olabiliyor. Vücudun kendi ısı dengesini kurması engellendiği için, bu durum obeziteye yol açabiliyor.
Bu tür olumsuz etkilerin görülmemesi için, olabildiğince doğal havalandırma yapılması gerekmektedir. Zorunlu olmadıkça, klima yerine pencere ve kapıların açılarak, ortamın havalandırılması ve nemlendirilmesi daha uygun olacaktır.

Klima kullanılması durumunda, ortamda klimanın doğrudan solunuma gelmesi engellenmelidir. Yani klimadan gelen soğuk hava akımının, yüksek hızda ve doğrudan kişinin üzerine çevrilmemesi gerekir.

Klima, gün içerisinde olabildiğince az süre kullanılmalı ve ortamdaki nem miktarının artması için, aralıklarla havalandırma yapılmalıdır. Filtrelerde biriken virüslerin arındırılması için de düzenli bakım ve temizlik gerçekleştirilmelidir.

Klimanın sebep olduğu enfeksiyonları önlemenin yolu, havayı yavaş yavaş soğutmaktan geçiyor. Örneğin, dışarıda 40 dereceye varan sıcaklığa karşın, klima ortamındaki sıcaklık, aralıklarla 5’er derece olarak düşürülmelidir. İdeal klima ısısının, 23-24 derece arasında, nispi nemin de % 40-50 aralığında olacak şekilde ayarlanmasını tavsiye ediyoruz.

Dışarıdan terlemiş olarak gelip klima altına girdiğimizde, terin üzerimizde aniden soğuması “klima çarpmasına” sebep olabilir. Boyun tutulması ve göğüste bıçak saplanır gibi ağrılar ortaya çıkarabilir. Bütün bu durumlara karşın, havanın doğrudan vücudumuza gelmemesine özen göstermeliyiz.

Özellikle çocuklar, yaşlılar, kronik sinüzit ve bronşiti olanlar, klima kullanımında risk altındadırlar. Kişinin üzerine doğrudan soğuk hava üflenmesinin oluşturacağı felç ve alerjiyi tetikleme risklerine karşı bilinçli bir klima kullanıcısı olmalı; ani ısı değişikliklerinden önemle kaçınmalıyız.
Bilinçli klima kullanıcısı olmak yazın serinliğinde “Ohh be ne güzelmiş hayat” diyebilmek, kışın soğuğunda hele de yanı başında çay ya da kahvemizi yudumlarken içimizin ısınması demekken, dikkatsizlik başa bela hastalıkların sıkıntılarına davetiye çıkarmak ve offflayıp puflamaktır…

Kaynak: http://kisiselbakim.milliyet.com.tr/klima-keyfi-ve-riskleri/op-dr-muhammet-dilber/kisiselbakim/vimjoyazardetay/25.08.2011/1431229/default.htm